Cocugun Okulsuz Ritmi


                                         

                                   Ev çocuğu mu okul çocuğu mu işte bütün mesele bu

Yani anne babaysan tabiki :) ve yani zorunlu eğitim sistemine henüz dahil olacak yaşta çocuğa sahip değilsen :)

Çalışan anne baba için zorunlu alınan bir karar gibi görünse de , yalnız yaşanan şehirlerde mecburiyet denilse de, imkanlarımız bu diye düşünülse de çok küçük yaşta, çok minnaklar için okul düzeni gerekli değil.. Bende hamileliğim ve Defne'nin bebekliği süresince asla okulsuz olmaz desem de, annem bakarken bile yarım gün okula gitmeli, her şeyi öğrenmeli, yaşamalı, deneyimlemeli desem de okulsuz da pek tabi olabiliyormuş.. Hatta olmalıymış diyebilirim artık..

Bilir kişi değilim kesinlikle, bu bir uzman görüşü de değil, beş çocuk sahibi bir tecrübem de yok, yetişkin olup hayatını çok iyi düzeyde kurtarmış bir çocuğum da yok :)

E nerden çıktı bu okulsuz da olurmuş fikri?

Deneme dersleri, saatlik aktiviteler, fuarlar, seminerler, park ve bahçeler..
Gezdikçe gezdim.. Araştırdıkça listeledim.. Sordum öğrendim.. Ama hepsi fikrimin %20 sini oluşturdu..

En çok gözlemledim.. Anneliğimi, diğer anneleri, aile büyüklerimi, diğer aile büyüklerini, bakıcısı olanları, bakıcı olanları, sabit pedagog desteklileri, hiç pedagog bilmeyenleri, marka kreşleri, butik kreşleri, çocuk gelişimcileri, okul işletmecileri, kitap cümleleri, park sohbetleri, okul girişleri, blog forum siteleri...

Eğer ile başlayan tüm fayda zarar analizlerini yaptım.. (Eğer okula gitseydi? Eğer okula gitmeseydi? ) Zihinsel, fiziksel, bilişsel kazanımları ve kazanamadıkları.. Zaman, sevgi, ilgi kazanımları.. Öz bakım, hassasiyet, sağlık kazanımları.. Maddi giderler ile manevi getirilerin karşılaştırılması etik görünmese de hatta aralarında ilişki yok gibi görünse de aslında fazlasıyla ilişkisinin var olduğunu düşünerek karşılaştırdım..

Tek yapmadığım şey 'Kıyas' çünkü her çocuk, her aile, her okul, her öğretmen, her öğrenim ve her kazanç birbirinden çok farklıdır ve kıyaslanacak kriterler değildir kesinlikle..

Gözlemlediğim her şey ve herkes zorunlu okul öncesi çocuk gelişim eğitim sistemi ile ilgili fikir sahibi olmam da destekleyici rol oynadı, 

'Gözlemlemek' çocukların seviyelerini, ailelerin eğitim, kültürel yada maddi durumlarını kıyaslamak anlamına gelmesin kesinlikle.. Aynı kültürle eğitim veren okul sistemlerini, aynı okula giden çocuk veli görüşlerini, butik kreşleri , özel ve devlet okullarını, farklı uzman görüşlerini, benzer çocuk gelişimcilerini, kitaplarda yer alan tecrübeli annelerin yaşadıklarını kendi algılarıma ve anlayışıma istinaden karşılaştırdım..

Çocuğun ritmi öyle önemli ki.. Çocuğun dilini çözmek, gözüyle baktığı ve daha ötesi beyniyle gördüğünü görebilmek, davranışının aksine ruhu hangi şarkıyı söylüyor bunu bilmek asıl mesele..

Çünkü öyle küçük bedenlerde çok büyük ruhlar taşıyorlar hayatlarının ilk üç dört yılında..

Sevmekle başlıyor ya hani her şey.. Gelişimin de temeli sevmek.. Ama okulda sevmek, ama parkta, ama evde..

İnce, kaba motor gelişimi, ikinci dil gelişimi, sanatsal yön gelişimi, fiziksel boy gelişimi vs vs hepsi önemli hepsi gerekli..

Ama en mühimi; kendini ve çocuğu çeyiz sandığı gibi okulun, öğretmenin, sistemin kollarına bırakmamak da..

Sosyal beceri kazandırmak, disiplin vermek, çoğul ortamlarda gelişim sağlamak için okullarda birkaç saat vakit geçirebilir bu yaşlardaki çocuklar ama oralarda yaşayıp büyümemeli..

Çok hassas kodlanan dönemler..

Tuvalet eğitimi sürecinde hijyeni ve mahremiyeti öğreniyorlar.. Diyoruz ki mesela anne baban haricinde kimse ile tuvalete gidemezsin.. Okula başlıyor bir gün sınıf ablası, başka zaman temizlik görevlisi, başka bir zaman öğretmeni, bazen okuldaki müdür yada başka bir görevli.. Kim müsaitse yani.. Çünkü çok çocuk var ve hepsinin aynı anda çişi gelebilir bu sebeple onlar da haklılar ya hani o zaman nerde kaldı hassasiyet.. Dönemin içinde öğretmen değişikliği oluyor tam bu öğrenimleri kazanırken, güven duygusu el değiştiriyor, nerde kaldı bu mahremiyet..

Evdeki iletişimin doğal olması, ses tonlarımızın, bakışlarımızın ne anlama geldiği, gündelik hayatta tepkilerin, tartışmaların ve anlaşmalarında olduğunu göstermeye gayret ettiğimiz o minnaklar okula gittiğinde çocuk gelişimci öğretmenlerin yada ablaların suni bir ses tonu ve yüzlerindeki o standart gülücüklü ifade ve ailelere bir şeyler ispatlamaya gayret eden abartılı çocuk sevgisi yaklaşımı ile karşılaşıyorlar. 

                             


Hamileliğimin son iki haftasına kadar çalıştım. Defne 5 aylıkken işe başlamıştım. Zorunluluktan ziyade anneliğimden farklı bir kimlikle de kariyerli bir bireydim ve kendi geleceğime yönelik hedeflerim vardı bu sebeple işime devam etmeliydim. Bu hedeflerimi ertelememek deki gücüm annemdi.. Hem çok genç hem çok istekli hemde bana çok benzeyen biri olduğu için çalışma hayatıma devam ettim. Ben var gücümle hem çalışıp hem Defne'ye yetmeye çalışırken annem kendini bir çok şeyden izole ederek tamamen Defne'ye konsantre oldu. Çünkü sorumluluğu sadece yemeğini yedirip, parkta sallayıp uyutmak değildi. 

Büyüyordu Defne. Ben çalıştığım için masa başından annelik yapmam kolaydı gün içerisinde iş yerinden arayıp talimatlar veriyordum neredeyse hepsi kendi anneliğimi yetersiz buluşumdandı içten içe ama sanki annem yetersizmiş gibi davranıyordum ve hep bir eksik bulup 'zaten bir ay sonra okula yazdıracağım' diyordum.. O bir ay sonra hala gelmedi :) iyiki gelmedi..

İşten ayrıldım. Biraz mola veririm Defne ile vakit geçiririm sonra işe başlamadan önce Defne'yi oyun okuluna yazdırırım diye planlamıştım. Çünkü okula gitmesi gerekiyordu. Çünkü yaşıtlarına göre geride kalmamalıydı ! Normal gelişen tespit edilmiş bir sağlık durumu olmayan iki yaşındaki bir çocuk için geride kalmak ne demekse?  Neye ve kime göreyse?  

Bilmiyordum tabiki cevabını ama gitmeliydi işte.

Şehir değiştirdim. Artık hem çalışmayan hem anne desteği alamayan sadece anne kimliğinde biri olarak hem kendi değişim duygumu kontrol altında tutmam gerekiyordu hemde Defne'yi hızlıca adapte edip sonra okula yazdırıp kendi hayatıma devam etmem gerekiyordu. Nedendi acaba? Kendi hayatım için Defne engel mi oluşturuyordu? Ah iyiki okullar mı vardı özgürlüğüm için?

Bilmiyordum ki zaten sorgulamıyordum, çünkü okula gidecekti bu gayet normal, pek sıradan, oldukça basit bir konuydu..

Yeni hayatımıza tutunmaya çalışırken bir yandan da birlikte vakit geçirmenin keyfini çıkarıyorduk.. 
E tabiki iki yıl gibi bir boşluk vardı her ne kadar yok gibi görünse de.. 

Şehirde çok fırsat da vardı bu keyfi dolu dolu yaşamak için.. Hem buraları tanımak hem birbirimizi tanımak için güzel planlar yaptık, etkinliklere katıldık.. 

Bolca deneme dersi fırsatıyla çok güzel fikirler edindim.. Çok popüler ancak markasının içerisinde içselleşmemiş çocuk gelişim çalışmalarına ve ekiplerine denk geldim.. Hayal ettiğim ile karşılaştıklarım bir olmadı maalesef.. Ancak iyiki de olmadı çünkü farkındalığım böylece başladı.

Defne ile birbirimizi tanımaya,ben anne, o çocuk olmaya başlamamızla benim hayatı sorgulamalarım eş zamanlı gerçekleşti..

Ne acelem vardı.. Ne için yeniden ayrılacaktım.. Daha yeni onca şeyi değiştirip bir araya gelmiş ve sadece geceden geceye değil geceden gündüze dopdolu vakit geçirebiliyorken neden yeniden uzak kalacaktım.. 

Güzel bir ritim yakalamışken ve birlikte büyümeye, birbirimize bir şeyler öğretmeye başlamışken neden yeniden.. 

Hemde tam zamanlı bir okulda hemde kilometrelerce uzağımda..

Hemde daha bu kadar minnakken..

Olmadı, olmamalıydı..

Biraz daha zamana ihtiyacımız vardı..

Zaten Defne ruhuyla, bedeniyle bir gün okula ihtiyaç duyduğunu anlatmaya çalışacaktı..

Evet çalışmak güzeldi, üretmek, kazanç sağlamak, bir ünvanla çağrılmak, sosyal statü kazanmak..
Para kazanmak çok güzeldi, 

Ancak Defne ile büyümek paha biçilemezdi..

Gelişimini telefondan, videolardan değil kendi kendime izleyebildiğim her an çok kıymetliydi tüm sosyal statülere, toplumdaki kabul görme kriterlerine değerdi..

Hem çalışan hem çalışmayan, hem anneanne desteği alıp hem bir şehirde yalnız çocuk büyüten biri olarak kameranın her iki tarafını deneyimledim..

Her koşul için fikirlerim var elbette.. Ancak şunu çok iyi biliyorum ki annelik süreci fikirlerden değil hislerden besleniyor.. Her anne adayı ve anne gibi çok asla ları olup hepsini sıfırlayan ve hatta asla lara tövbe eden biri olarak şunu söyleyebilirim ki normal şartlar altında anneysen eğer hiçbir zorunluluğun yok artık çocuğunun sağlıklı ve hayırlı bir evlat olmasını sağlamaktan başka..

(*Özel her duruma saygım sonsuz.. Ayrıca tek başına çocuk büyüten ve maddi sorumluluğu kendinde olan anneler açıklamalarımın tamamen dışındadır.)

Artık karar verme zamanıdır;

Çocuğumun en kritik bebeklik ve çocukluğa ilk giriş döneminde ben nerede olmalıyım?

Elbette 7/24 kesintisiz ilişkiden bahsetmiyorum.. Elbette koşulsuz, sınırsız, eğitimsiz, sıradan yetişkin bir ev hali hayatından bahsetmiyorum..

"Evden kaçarcasına işe geri döndüm, 4. Ayında okula pasladım, 1 yaşından beri müfredatlı okulda dersleri var,  2 yaşında oyun okuluna gidiyor ama ingilizce ve yüzmeyi öğrendi bile.. Tuvalet eğitimini kreş veriyor hiç uğraşamam, yemek yemeği okulda öğrensin hiç çekemem, o kadar parayı boşa almıyorlar benimkiyle daha fazla ilgilenmek zorunda benim vaktim mi var, bir pazar günüm var onu da parkta geçiremem Zaten tüm hafta okulda eğleniyor, 2 yaş sınıfına matematik öğretmiyorlar diye başka okula kaydını aldım, kitabı öğretmenleriyle okulda okusun gece gece vurur kafayı yatarım, okuldan pert geliyor zaten oh mis gibi ben gelince de telefonu veriyorum oynayıp sızıyor..."

Liste çok uzar..

Okudukça yaşananlar okuyanları üzer..

cümlelerinin sahipleri için söylüyorum. Okulsuz da oluyor.. Okulsuz da güzel yetişiyor.. Okulsuz da öğreniyor..

Bıkmasın o küçük ruhları okullardan, sıkılmasınlar derslerden arkadaşlardan..

İki yaşında yüzmeyi öğrenmesinin fiziksel gelişimine katkısından ziyade zararı varken aileye bir rütbe oluşturuyor, yabancı dili iki yaşındaki çocuğa öğretebilmek için belirli seviyede profesyonel dil bilmeye de gerek yok gerçi zaten bilmese de çok zarar göreceği bir durum yok..

Çünkü her şeyin zaten zamanı var.. 

Diplomalarım, mesleğim, iş tecrübem asla çocuk gelişimcilerin yanından yakınından geçmez :)
Bu mesleğe veya pedagoji bilimine ters fikir beyan etmeye haddim yetmez..

Ancak bilirim ki ben de insanım, ben de çocuktum, benim de çocuğum var ve tam da bu noktada hayat tecrübesinden ziyade fazla hassasiyetim ve konu çocuk olunca doğal olmayan her duruma aşırı tepkilerim var..

Fazlalıklara, zamansız yapılanlara, gereksiz yaşananlara.. Ve en çok sadece sosyalleşsin, arkadaşı olsun diye "tam zamanı" baştan atılan iki üç yaşındaki minnaklara..

Herkes okullu olacak bir gün.. Ama o bugün mü ? onu ve mecburiyet çizgilerini tekrar gözden geçirmek gerekli ve merdivenleri tek tek çıkmak için plan yapılmalı gün gün..




Hakkımda : Unknown

Beni tanimaya başlayan SEN hoşgeldin masal aileme.. hep mutlu kalmak, birlikte olmak dilegiyle..

11 yorum:

  1. Ben çocukların oyun çaglarını anneleriyle geçirmeleri taraftarıyım.zamanı gelince yeterive okuyacaklar zaten bare bu dönemde eğlenceli egitici aktivitelerle ugrassinlar.Özgürlüğünü ve anne sevgisini bilsinler.Ne biliyim bende yollayacagimi sanmiyorum.Bence cok iyi yapmissin 😘😁 defnecik annesiyle kalsın "bitmeyen 1 AY"cık dahaaa 😁

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. anne ve baba ile gündelik hayat içerisinde birlikte vakit geçirmeyen ufaklıklar da onları birer süprizci, hediyeci, gezdirmeci :))) gibi kodluyorlar aslında kafaya sevgi çalışan anne çalışmayan anne diye değişmeyecektir elbette ama ilişki ve birbirini tanıma arasında ciddi farklar var, bitmeyen bir ay daha cidden :))))

      Sil
  2. Bu yazı tam ihtiyacıma göre olmuş.Bizim kızın parkta edindiği birkaç saatlik arkadaşı dışında hiç yaşıtı arkadaşı yok.O yüzden haftada iki gün arkadaş ilişkisi kurabileceği bir kreşe vermeyi düşünmüştük.Bir yandan da daha küçük diyordum.Çok kararsızdım.Biz birlikte etkinlikler yapıyoruz zaten diye düşünüyordum.Yazınız sanki imdadıma yetişti.Teşekkür ederim.Herşey zamanında yapılınca güzel...Kızınızı kocaman öpüyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Arkadaşsızlık aslında bu dönem yalnızca çocukların değil hepimizin, herkesin problemi haline geldi.. Samimi arkadaş yada komşunuz varsa ve çocuklarınız akransa en zengin insandan daha zengin olunabiliyor sanırım :) ama bu dönemin okul algısı ve okuldaki sistemler yada yeni nesil biz ebeveynler de okuldaki arkadaşlıkları kısıtlıyoruz daha bencil çocuklar yetiştirmeye üstün olması hiç paylaşmaması yaklaşmaması vs talimatlarla okul arkadaşlığını da değiştirdik maalesef.. Birlikte vakit geçirebiliyorsanız bence mutlu çocuk sahibisiniz ve Evet zamanı gelince çocuk da bayrak kaldırıyor ve artık hazırım diyor hiç endişelenmeyin bence :) öpücükler sahibine teslim edildi :) sevgiler

      Sil
  3. İlk çocukta insan daha tecrübesiz olunca heşeyi öğrensin hemen öğrensin erken öğrensin istiyor.Şahsen ben gördüğüm tüm dersleri çocuğumun üzerinde uyguladım yani çocuk gelişime dair ne öğrendiysem. Fazla yüklendim yavrucağa.İkinci çocukta asla bunu yapmadım. Şu an oğlum 4 yaşında kreşe gitmesine rağmen bazen yanlış sayıyor 4 tane olan bişey 3 tane diyor ama okulöncesi eğitim o kadar alt seviyede ki "1" sayısını yeniden öğrettikleri bir eğitim sisteminde neden fazlaca yüklenip çocuğumu okuldan soğutayım. Çalıştığım için 3,5 yaşında kreşe başladı.Kreş yöneticileriyle de görüştüm. Esas amaç oyun oynasın keyifli vakit geçirsin. Saçma sapan etkinlikleri zorla yaptırmayın ya da henüz anlayamayacakları soyut kavramları vermeye çalışmayın dedim.Şimdilik oyun gibi gidip geliyor bakalım.Hem de kendine göre bir arkadaş çevresi var. Sosyalleşiyorlar..Evde olsam kaç yaşında gönderirdim onunla ilgili bir fikrim yok.Sanırım ben program hazırlardım evde birlikte uygulardık. Sabah erkenden göndermeye kıyamazdım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bende program hazırlamasam da haftalık homojen dağılım yapıyorum aslında evet ağırlıklı birebir oluyor etkinliklerimiz öğretmekten ziyade merakını takip ediyorum Defne'nin sorduklarına göre yönleniyorum kendimi ilk zamanlar çok kasıyordum ona yetişebilmek için iş edinmiştim bunu e tabi çalışan anne yetememezliği üzerime biraz yapışmıştı da ama şimdiler de birbirimizin alanlarını keşfettikçe ritmimiz uyuşmaya başladı :) tabi yalnız çocuk olmak çok kolay değil.. kardeş, komşu, kuzen, arkadaş bu kavramlar uzak maalesef.. bende o boşluğu park bahçe, fuarlar, tiyatrolar, gezmeler, minik ve rutin olmayan dersler derken birçok çocukla temas sağlaması için fırsatlar yaratıyorum.. ikinci çocuk da sanırım profesyonel annelik başlıyor değil mi :)

      Sil
  4. Ben anaokulu ögretmeni olarak 4 yasina kadar imkan varsa anneleriyle kalmasi taraftariyim. Bazen 5 bile uygun oluyor. Ama ilkokula baslamadan en az 1 yil anaokulu ziyaretini de önemli buluyorum.

    YanıtlaSil
  5. Yarama dokundun Ferayım 😢
    Çok hassasım bu konularda.
    Seni her kararında tebrik ediyorum arkadaşım! Degne çok ama çok şanslı...

    YanıtlaSil
  6. annelerimiz, herkesin başının tacıdır. Allah kimseyi annesiz bırakmasın..
    bloğunuzu tesadüfen buldum artık takip edeceğim ben de yeni blog yazmaya başladım beklerim

    Blog Sayfam: yolcumehmet.blogspot.com

    YanıtlaSil
  7. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  8. Okullu Eğitim sistemi ve sınavlarda gelinen nokta çok acı

    tus forumlarında iddialar “...Bundan 7-8 kadar yıl önceydi. 5-6 defa girdiğim ÜDS lerden 50-60 arası alıp duruyordum. Meşhur bir TUS dersanesinin Meşhur bir sahibi -ki iyi İngilizce bilmesi ile de tanınır- yerime ÜDS ye girebileceğini söyledi. "Sen de sarışın gözlüklüsün ben de, kimse anlamaz bile, ben böyle çok kişiye ÜDS-KPDS kazandırttım" dedi. Tabi teklifini "bütün akademik hayatımı b.k çukurunun üzerine bina edemem" diyerek reddettim. 1-2 sınav daha sürünüp kendim 71'imi aldım. Eğer yakalanırsa "sevgili JOKER abimin" aleyhine tanıklık ederim. Allah islah etsin, bir adamın her işi mi YAMUK olur ya?”

    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=4964&page=62
    https://odatv.com/tus-sorularinin-calindigi-iddialarinin-merkezinde-bu-kez-hangi-cemaat-var-04031942_m.html
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=10037
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=4309
    http://www.stetuskop.com/showthread.php?t=9306
    Ateş olmayan yerden duman çıkar mı
    tusdata ve veya uz.dr sami selçukbiricik in sponsoru olduğu drtus.com tus forumunda övünme ve güç gösterisi olarak anlatılan ösym den bilgi sızdırmalarını, ilişkilerini, bağlantılarını, görüşmelerini maddi güç ve fetö paralel yapı veya başka bir cemaat örgüt siyasi dava yapı bağlantısı olmadan nasıl yapılabileceği şayanı hayret bir konu olarak şüpheleri celbetmekte haklıdır tusdata ve özel asfa ferda koleji yönetim kurulu başkanı uz.dr. sami selçukbiricik iddia edildigi gibi feto paralel fethullah gülen mensubu mudur iskenderpaşa hakyol mensubu mudur bilinmez ve böyle olsa da olmasa da özkaya özel hayatı kendi tercihidir bu kısmına saygı duyulmalı ancak 15 Temmuz olayları davası gazileri ve şehitlerini yaşamış bu ülkede ilişkiler ağı Ağacın Kurdu kitabındaki gibi rahatsız edici giriftlikte.. Bu arada ösym nin sınava başkasının yerine girdiği tespit edilen tus Dersanesi sahibi ifadesiyle bu kişinin kamu oyunun anladığı kişinin büyük ihtimalle uz Dr Sami selçukbiricik olduğu kanaati oluşuyor. Ösym nin ve uzman doktor sami selçuk biricik in de açıklama ve videolarında net bir aksi beyanı yok ..soruşturmaların akamete uğraması bu ortamda bu bağlantılarla ve tusdata dusdata maddi sponsorluğunda yayın yapan Drtus.com tus/dus/eus forum sitesinde ösym ve yök te tanıdıkları olduğu ve maddi gücü fazla olduğu icin ösym de yök te sağlık bakanlığında muhatap kabul ediliyor itibar görüyor beyanları zaten malumun ilanı beklenen bir durum . Geçmiş yıllardaki Konya Beyaz Kalem olayındaki gibi bundan çıkan, anlatılan veya kanaatimize göre anlatılmayandan hissedilen anlam tusdata hazırlık dersanesinin paralel yapi feto Fethullah Gülen cemaatine genç klinisyenler yapılanması içinde herkesten farklı özel ve çok fazla kontenjan ayırdığı ve iyilik yapmak icin ücretsiz aldığı kişisel verileri yasadışı kaydettiği yani fişleme yaptığı belgeleri videoları rezaleti..
    ÖSYM kampanyaları ile bir yandan tusdata bir yandan STV ve zaman gazetesi bir yandan taraf gazetesi ile ÖSYM'nin şifre ve hatalı soru ve sınavlarla gündeme gelirken kpss, ve polis hakim avukat savcı sınavları yolsuzluğunun unutturulduğu gündemin ösym ciddiyetsizliğiyle yaptığı hatalı sorular üzerinden hak arıyor tarzı kampanyalarla her sınav döneminde ösym yolsuzluğu gündeminin değiştirilip kpss sınavı ve diğer sınav soru çalmalarının ve zaman aşımı türü örtbaslarin siyasette milletvekili Prof.Dr. ÖSYM ve YÖK ' teki kirli bağlantıları, telefon mail iletişim ve irtibatlı kişileri Dolar Euro Dinar Dirhem Afyon Esrar ne kullanıyorlarsa Ali Veli Halil Bilal İsa Musa Sema Esma Ayşe Fatma Fatih Burhan Nurhan Orhan Muharrem Mükerrem Naim Saim Rabia Safiye Nazife Hafize Binnur Zin Nur Rahmi Rahim adları her kimse kimdir bunlar bulunmalı ve hala ayıklanmadığı gerçeğinin örtüldüğü sürece . .
    seffaf olmasi gereken kurumların kanser gibi hasta hastalıklı enfekte bir ilişki zinciri değil mi?
    Her sınavda sorular alındı mı çalındı mi sızdı mi sızdırıldı mi kaygısı yersiz Mi?

    YanıtlaSil